Gündem

Son dakika! Ne İran ne İsrail ne ABD… ‘Yapılamaz’ denilen yapılıyor!

Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit’in geçtiğimiz günlerde yaptığı “Balistik füze savunma sistemi çalışmalarına hız vereceğiz …

Son dakika! Ne İran ne İsrail ne ABD… ‘Yapılamaz’ denilen yapılıyor!

Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Yiğit’in geçtiğimiz günlerde yaptığı “Balistik füze savunma sistemi çalışmalarına hız vereceğiz” açıklaması son yıllarda duymaya alıştığımız yerli ve milli savunma sanayii hamlesinin yakın gelecekteki hedeflerinden birini daha ortaya koyması bakımından son derece önemli. Bugüne kadar balistik füze koruma kalkanını belirli zaman aralıklarıyla ‘müttefiklerinden’ temin eden Türkiye’nin neden böyle bir üretime gitmek istediğini ve muhtemel yol haritasını Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin ile konuştuk.

TRT Haber’den Sertaç Aksan’ın derlediği bilgilere göre; Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde Ankara’nın attığı bu adımın neden kritik olduğunu anlayabilmek için balistik füzelerin nasıl çalıştığına dair en azından temel bir çerçeve çizilmesi gerekiyor… Balistik füzeler temel olarak harp başlığı, füze kontrol birimi, yakıt tankı, kanatçıklar, motor ve güdüm elektroniğinden oluşan bir füze sistemi olarak kabul ediliyor. Seyir füzesi veya diğer hassas güdümlü mühimmatların aksine balistik füzeler parabol bir yörünge izliyor.

Fırlatılışlarından itibaren irtifa almaya başlayan balistik füzeler, atmosferi aşıp uzaya çıkıyor, akabinde parabol yörünge gereği tekrar atmosfere giriş yapıyor ve yer çekiminin de etkisi ile çok yüksek hızlarda hedefe ilerliyor.Fırlatma esnasında oldukça büyük bir yapıda olan balistik füzelerden geriye, atmosfere girdiği esnada çoğunlukla harp başlığı ve bazı elektronik alt sistemler kalıyor. Füzenin menzili ne kadar yüksek olursa çıkacağı irtifa ve dolayısıyla hızı da o kadar yüksek bir seviyeye ulaşıyor.

Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin’e çizdiğimiz çerçevenin ardından sürecin nasıl geliştiğini anlatırken, “Balistik füzelerin uçuş sürelerinin önemli bir kısmı uzayda geçiyor. Bu nedenle tespit edilme ihtimali son derece düşük. Ayrıca atmosfere çok hızlı bir şekilde girdikleri için de imha edilmeleri oldukça zor” dedi.Balistik füzenin tespiti için birim maliyetinin milyonlarca dolar olan özel sensörlere ihtiyaç duyulduğunu hatırlattığımız Şahin, sürecin sadece bununla sınırlı kalmadığı görüşünde:

“Tespit edildikten sonraki süreci de çok zorlu. İmha edilebilmeleri içinse geliştirilmeleri oldukça zor olan anti-balistik füze sistemleri gerekiyor. Bu nedenle bir balistik füzenin imhası için, onun fırlatılış anından itibaren tespiti ve takibi gerekiyor.Bazı sistemler, hava savunmanın yanı sıra taktik balistik füze imhası da gerçekleştirebilir. Ancak daha uzun menzile sahip füzeler için özel sensör ağı ve önleyici sistemler mutlak bir gereklilik.”

Dünyada balistik füze imhası gerçekleştiren savunma sistemi üreten ülke sayısının oldukça az olduğunu biliyoruz… Peki, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla anti-balistik füze üretmesi ne anlama geliyor?Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin, Türkiye’nin coğrafi konumu sebebi ile balistik füze tehdidinin yoğun olarak yaşandığı bir bölgede bulunduğunu hatırlattıktan sonra şu cevabı veriyor:

“Suriye, Irak ve İran, adeta bir balistik füze yuvası konumunda yer alıyor. Özellikle Suriye’de, nispeten kısa menzilli olan balistik füzeler terör örgütünün bile eline geçebiliyor.Ülkemizin kendi anti-balistik füzesini yapması bu tehdidin bertaraf edilmesi için hayati öneme sahip. Saydığımız bu ülkelerin tamamında iç veya dış karışıklık söz konusu. Yarın bir gün bu balistik füzelerin farklı güçlerin eline geçmeyeceğini, geçtikten sonra nasıl bir kullanım refleksi gelişeceğini kimse garanti edemez.

Anti-balistik füze geliştirmek, oldukça yüksek teknoloji ve zaman isteyen bir husus. Türkiye’nin bu sistemi Roketsan aracılığıyla geliştirmeye başlaması da milli güvenlik açısından kritik bir husus.Muhtemelen ilk etapta, hava soluyan hedefler yani uçak, seyir füzesi vb. hedefler için geliştirilen ancak en azından taktik balistik füze de imha edebilen karma bir sistem ile karşılaşacağız. İlerleyen dönemlerde ise safkan bir anti-balistik füze sistemi bekleyebiliriz.”

HER KURUM ÜZERİNE DÜŞEN ALANI ÇALIŞACAK

Sensör kısmında ise Aselsan’ın çalışmaları olduğunu anımsatan Şahin, “Örneğin; Milli Uzun Menzilli Hava Savunma Füze Sistemi (SİPER) arama radarı olarak Aselsan tarafından geliştirilen ve oldukça yüksek bir menzile sahip olan Erken İhbar Radarı Sistemi’ni kullanacak. Roketsan’ın Anti Balistik Füze Sistemi projesiyle paralel olarak Aselsan balistik füze tespitine yönelik radar sistemlerinin geliştirilmesine de yönelecektir. Özellikle Roketsan tarafından uzay alanında gerçekleştirilen çalışmaların, anti-balistik füze programına çok olumlu yansımaları olacaktır” dedi.

Suriye, Irak ve İran’ın hedef ülkeyi vurmak için genellikle balistik füzeler kullanacağına dikkat çeken Şahin’in üzerinde durduğu bir diğer nokta anti balistik füze sistemi ve radarlarının deniz platformlarımıza da entegre edilmesi gerekliliği…

TÜRKİYE BU ALANDA TAMAMEN DIŞA BAĞLI

Ülkemizin mevcut durumda balistik füze tehdidine karşı nasıl korunduğu sorumuzu da yanıtlayan Anıl Şahin, şunları söyledi:“Şu anda Türkiye, birçok ülke gibi herhangi bir anti-balistik füze sistemine sahip değil. Yani yarın bize Suriye’den bir balistik füze gelse, NATO şemsiye altında sağlanan ve çok kısıtlı bir alanı kapsayan koruma sistemleri tarafından önleme yapılmazsa maalesef karşı taraf istediği hedefi vurabilecek noktada.

Özetle şu anki durumda, bölgemizde bir balistik füze ateşlendiği zaman onun hava imha edilmesi oldukça zor bir durum.”Bu tür sistemlerin hem teknik açıdan hem de maliyet bakımından sonra derece zorlu süreçleri beraberinde getirdiğini kaydeden Şahin’e göre Türkiye’nin kendi anti balistik füzesini yapacağı tarih için net bir şeyler söylemek zor. Ancak çok büyük bir aksilik olmaz ve her şey yolunda giderse projenin ilk etabı, 2023-2025 yılları arasında büyük mesafe kat etmiş şekilde karşımıza çıkabilir.

TÜRKİYE’NİN YENİ NESİL YERLİ SİLAHLARI

Gelişen teknoloji hayatımızın her alanına nüfus etmek ile birlikte silah endüstrisini de baştan başa yeniliyor. İşte Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından kullanılan yerli teknoloji ürünü olan silahlar…

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SAVAŞ GEMİSİ İÇİN TARİH VERİLDİ

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından başlatılan Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi (LHD) Projesi kapsamında TCG Anadolu gemisinin yapımına başlandı. Türkiye’nin en büyük savaş gemisi olacak TCG Anadolu 2020 sonunda hizmete girecek.

Asgari bir tabur büyüklüğündeki kuvveti ana üs desteği gerektirmeksizin belirlenen yere intikal ettirebilecek TCG Anadolu gemisinin yapımına İstanbul Tuzla’daki Sedef Tersanesi’nde devam ediliyor.

231 METRE UZUNLUĞUNDA, 32 METRE GENİŞLİĞİNDE VE 27 BİN TON AĞIRLIĞINDA

TCG Anadolu, dört adet mekanize çıkarma aracı, iki adet hava yastıklı çıkarma aracı, iki adet personel çıkarma aracının yanı sıra uçak, helikopter ve insansız hava araçları da taşıyacak. 231 metre uzunluk ve 32 metre genişlikteki geminin tam yük deplasmanı yaklaşık 27 bin ton olacak.

AK40-GL BOMBA ATARI

Güvenlik güçlerinin bomba atar ihtiyacının karşılanması için Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından düzenlenen ihaleye katılan Konya’daki Akdaş Silah firması, üretimini tamamladığı “AK40-GL” bomba atarın ilk partisini Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim etti. Savunma Sanayii Başkanlığının açtığı “bomba atar” ihalesine katılan firma, ihtiyacın 8 bin adedini üretmek için anlaşma yaptı.

Özgün tasarımının sağladığı avantajla sağ ve sol elle de kullanılabilen bomba atarda, görüş ve aydınlatma sistemleri takılabilecek tertibatı bulunuyor. Firmanın yöneticisi Ömer Akdaş, yaptığı açıklamada, son yıllarda yaptıkları çalışmalarla savunma sanayisinin önemli tedarikçilerinden biri haline geldiklerini söyledi. Güvenlik güçlerinin bomba atar ihtiyacının karşılanması için SSB’nin düzenlediği ihaleye katıldıklarını anlatan Akdaş, Kara Kuvvetleri Komutanlığında Mehmetçik’in kullanımı için AK40-GL bomba atarı ürettiklerini dile getirdi.

ALTAY İÇİN TARİH VERİLDİ

“Finansal Metamorfoz ve Geleceğe Dönüş” temasıyla düzenlenen 10. İstanbul Finans Zirvesi’nin ikinci gününde konuşan BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, yatırımcıların savunma sanayisine yatırım yaparlarsa kârlı çıkacaklarını söyledi.

Sancak, “Umut ediyorum ki 24 ay sonra TSK kendi eseri olan Altay’ı harp sahasında kullanacak. En geç 48 ay sonra da Altay tankı ve beraberindeki diğer ürünler Türk malı ve yerli olacak.” bilgisini verdi.

İşte Altay tankının özellikleri…

Türkiye’nin ilk Milli Ana Muharebe Tankı Altay’ın tasarımında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirebileceği her türlü harekat şartları ve katılım sağlayacağı BM/NATO harekatlarının ihtiyaçları göz önünde bulunduruldu. Altay, Türkiye’nin geliştirdiği 3+ nesil ana muharebe tankıdır.

Bu amaçla Altay, modern tanklarda kullanılan en yeni teknolojilerle donatıldı. Altay, sahip olacağı üstün ateş gücü ve isabet oranı, yüksek hareket kabiliyeti ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en temel ve caydırıcı güçlerinden biri olacak.

MİLLİ MUHARİP UÇAK İÇİN TARİH VERİLDİ

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Uçak Daire Başkanı Can, Milli Muharip Uçağın ilk uçuşunu 2026-2027’de yapmayı hedeflediklerini bildirdi.

Can, milli muharip uçak projesine ilişkin ise şunları kaydetti:

“Milli muharip uçak, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının bir projesi. Bizim alt yüklenicimiz TUSAŞ. TUSAŞ bu projede bir İngiliz firmadan danışmanlık alıyor. Şu anda 90’a yakın İngiliz mühendis bizim projemize destek veriyor. TUSAŞ’ın da yaklaşık 400 personeli var, bunların büyük kısmı mühendis. Milli Muharip Uçak’ta, şu anda ön tasarım safhasındayız. İnşallah 2022’de ön tasarımı bitireceğiz. Bu ön tasarım devam ederken, belirli bir süre sonra uçağın ilk sacını kesmeye başlayacağız. 2023’de belki ilk prototipin şeklini görmeye başlarız. 2026 sonu, 2027 başlarında milli muharip uçağın ilk uçuşunu yapmayı arzu ediyoruz.”

MİLLİ PİYADE TÜFEĞİ KULLANIMA SUNULUYOR

Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) tarafından, yüksek atış kabiliyeti, benzerlerine göre hafif ve etkili bir silah olma özellikleriyle ön plana çıkan, meskun mahal gibi dar alanlarda kullanılabilen Milli Piyade Tüfeği (MPT-55) güvenlik güçlerinin kullanımına sunuluyor.

MENZİLİ 3 BİN 600 METREYİ BULUYOR

MPT-55, özellikle meskun mahal çatışmalarında, komando birliklerinde kullanılabilecek etkili bir yeni nesil piyade tüfeği olarak şekillendirildi.Yüksek atış kabiliyeti, benzerlerine göre hafif ve etkili bir silah olma özelliğiyle ön plana çıkan MPT-55, TSK’nin ihtiyacına binaen özgün, muharebe ortamında gece ve gündüz, her türlü arazi ve hava şartlarında kullanılabilecek şekilde geliştirildi.

Ağırlığı 3 bin-3 bin 300 gram olan tüfekle dakikada 850 atım gerçekleştirilebiliyor. Yarı otomatik ve tam otomatik olmak üzere iki atış modu bulunan MPT-55’in etkili menzili 400 metre iken maksimum menzili 3 bin 600 metreye ulaşıyor.Tüfek, 30 fişek kapasiteli plastik kompozit şarjöre ve üzerine her türlü optik sistemin takılabileceği üniversal pikatini ray sistemine sahip.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE İLK SİLAHLI DRONE ‘SONGAR’ TESLİMATI YAPILDI

Songar’ın teslimatı ile birlikte, Türk savunma sanayisinin güvenlik güçlerine kazandırdığı milli sistemlere bir yenisi eklenmiş oldu.

ASİSGUARD Genel Müdürü Ayhan Sunar, ”Ülkemizin ilk silahlı milli drone sistemi olma özelliği taşıyan Songar, hedef bölgenin tespitinden tehdidi etkisiz hale getirmeye, operasyon sonrası hasar belirlenmesinden gerçek zamanlı görüntü aktarımına kadar kritik birçok görevi icra edebiliyor. Tekli veya çoklu drone sistemiyle eş zamanlı görev yapabilen Songar’ın güvenlik operasyonlarında önemli görevler üstleneceğine inanıyoruz. Yerli sanayimizi yenilikçi milli teknolojilerle ileri taşımaya odaklanarak yatırımlarımıza devam ederken, Songar’a yeni gelişmiş özellikler kazandırmak üzere de çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

BORA

“Bora” balistik füzeleri operasyon kapsamında ilk kez kullanıldı. İşte yerli yapım Bora’nın öne çıkan özellikleri… Roketsan tarafından geliştirilen Bora füzesi 610 mm çaplı.

Sistem, yüksek teknoloji ürünü seyrüsefer ve otomatik tevcih sistemleri sayesinde at ve uzaklaş taktiğini başarıyla uyguluyor.

Sistem, farklı marka ve modellerde araç, telsiz, güç sistemi, seyrüsefer sistemi gibi alt sistemlere sahip olacak şekilde kullanıcının lojistik altyapısı ve ihtiyaçlarına göre farklı versiyonlarda tasarlanabiliyor.

MİLLİ İNSANSIZ KARA ARACI PROTOTİPİ GELİŞTİRİLDİ

Savunma Sanayii Başkanı Demir, ”1, 3 ve 6 kg ağırlığında üç tip Hafif Sınıf İnsansız Kara Aracı prototipi yerli olarak geliştirildi” dedi.

Savunma Sanayii Başkanı Demir açıklamasına, ”İnsansız teknolojiler üzerinde çalışmalarımız sürüyor” şeklinde başladı.

Demir açıklamasına, ”Mağara, meskûn mahal, çok katlı bina, geniş arazi operasyonlarında güvenlik birimlerimizin minik yardımcıları olacaklar” şeklinde devam etti.

İşte Hafif Sınıf İnsansız Kara Aracı’nın özellikleri…Yüzde 60 eğilimli yerlerden tırmanabiliyor. Uzaktan kontrol edilebiliyor. Menfez geçişi bulunuyor.Merdiven çıkabiliyor.Alternatif silah modülü bulunuyor. Keşif ve gözetleme modülüne sahip.Sudan geçebiliyor.

ASELSAN tarafından geliştirilen Deniz Elektronik Harp Süiti’nin fabrika kabul testlerinden ilki başarıyla tamamladı.Türk Silahlı Kuvvetleri, Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi (LHD) TCG Anadolu Projesi ile anavatandan uzak coğrafyalarda, insani yardım harekatından muharip olmayanların tahliyesine, arzu edilen bir bölgede kara harekatı icra edilebilmesinden başka ülkelerin üslerine bağımlı olmadan hava harekatı yapabilme imkanına kadar uzanan geniş bir yelpazede önemli yetenekler kazanacak.

ASELSAN’IN ‘KÜÇÜK ASKER’İ GÖRÜCÜYE ÇIKTI

ASELSAN, bir süredir üzerinde çalıştığı akıllı Nano İnsansız Hava Aracı’nı (İHA) TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde (TEKNOFEST İstanbul) görücüye çıkardı.

Araç keşif, gözetleme ve istihbarat amaçlı olarak açık ve kapalı mekanlarda görev icra edebilmek amacı ile geliştirildi.

Nano İHA Proje Yöneticisi Yusuf Ziya Kotil, “Asgari 25 dakika havada kalma süresine sahip. 1,5 kilometre mesafeden gerçek zamanlı görüntü aktarma kabiliyeti bulunuyor. Bunlara ilave diğer özellikleriyle kendi boyut ve ağırlık limitleri dahilinde piyasadaki emsal ürünlere kıyasla performans özelliklerinin daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

TÜRK MÜHENDİSLER 3 AYDA LAZER SİLAHI YAPTI

TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) mühendisleri Star Warsfilmlerinde kullanılan ışın silahlarına benzer lazer silahları geliştirdi. 50 kişilik Ar-Ge ekibi tarafından ordunun talebi üzerine 3 ay içinde prototip olarak üretilen Tüfeğe Monte Lazer Silahı, Milli Piyade Tüfeği (MPT) 76’ya monte edilerek kullanılabiliyor.

Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF) tanıtılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın incelediği Tüfeğe Monte Lazer Silahı’nın Proje Yöneticisi Doç.Dr. Aydın Yeniay, lazer silahı hakkında bilgi verdi.Bir süredir lazer silahı teknolojileriyle ilgili araştırma ve geliştirme çalışması yürüttüklerini anlatan Yeniay, Geliştirdikleri Tüfeğe Monte Lazer Sistemi ile Milli Piyade Tüfeği – MPT76’ya lazer silahı işlevini de kazandırdıklarını söyleyen Yeniay, şu bilgileri verdi:

“Tüfeğe Monte Lazer Sistemi’ni bir çanta içerisinde taşınabilen ve 30 dakika içinde şarj olabilen yapıda geliştirdik. Lazer silahımız 180 atımlık. Lazeri, odaklayıcısı, optiği ve bütün kontrollerini milli olarak geliştirdiğimiz lazerimizi yine milli silahımız olan MPT 76’ya entegre ettik. Lazer silahımız 100-150 metre mesafeden 1 milimetre çelikleri delebiliyor. Yalnızca lazer gücüyle çalışıyor ve silahın diğer özelliklerini hiçbir şekilde etkilemiyor. Diğer silahın üzerine standart arayüzlerle ekleyebiliyoruz. Lazer sistemi de sırt çantasına sığabiliyor. taşınabilmesi çok önemli. Hem taşınabiliyor hem şarj edilebiliyor.”

Yeniay, silahın Türk mühendisliğinin başarısı olduğuna dikkati çekerek, “Dünyada bu güçte taşınabilir ilk lazer silahını geliştirdik. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kullanımda yok. Yakında olacak.” dedi.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL